GECENİN SESİNDE

17/6/2007

 

 GECENİN SESİNDE

 

Gecenin  bir yarısında yapıştı beynime bir sıkıntı, cana  yapışan,

 bırakmayanlarından…Bu bahar hiç yapmadığımı fark ettim,  

çayımı aldım  elime,  balkona çıktım…Oturdum bir süre izledim

 geceyi… O kadar sessizdi ki gece, ışıklar sönmemişti hala kimi

evlerde…Kimileri çoktan yatmış…Birkaç genç serseri  müzik

dinleyerek geçtiler yoldan,  gülüşleri sahteydi, yapmacıktı sanki…

Sade,  yalın, ve yalnız bir gece…Sessizliğin içinde çok ses

 işittiğimi düşündüm…Gecenin içinde,  çok sesli senfoniler 

çalınıyor gibiydi…Evlerin ışıkları, önlerinde duran arabalar,

yanıp  sönen lambalar…Kim bilir ne  söylenir içerilerde, 

uyuyan insanlar düşlerinde, neler sayıklar? Ne gizler , ne 

saklar  boyalı duvarlar, kapalı kapılar ardında neler  yaşanır,

 kim bilir?....

 

Peygamberimiz (s.a.v)’in bir sözünü hatırladım, daha çok gençken,

henüz o zamanlar  uykudayken ,  söylenmiş veya okumuştum bir

yerde:Geceler hakkında beni bildiklerimi bilseydiniz, asla geceleri

dışarı çıkmazdınız’dı galiba, veya bu anlamda bir cümleydi…

Her aklıma geldiğinde ürpertir beni..Zaten çok cesur biri sayılmam,

  karanlıktan korkmayan nadir insanlardan olmak istemişimdir hep.

Ama korkarım, 39 yaşımda,  hala karanlık korkutur beni.

 

Yıldızları izleyeyim dedim,  baktım sadece bir yalnız yıldız,

 uzaktan gülümsüyor mu, ışık vermekten başka işi yok mu,

 bilmem ama,  siyah bulutların arasında tek başına duruyor…

Bütün yıldızları bulutlar saklamış arkasına,  sakınır gibi

geceden, yazdan,  insanlardan… Bencillik etmeyeyim şimdi ,

 ben kırk yılda bir balkona oturmuşken, le başlayan cümle de

kurmayayım…Herkes yağmur beklerken,  kuraklıktan söz

ederken, olmaz tabii..Yarın  yağmur yağacak olmalı,

 bulutların da işi var elbette …Toprağı ıslatmalı, güneşe

yol açmalı…Yarın yağmur günü,  toprakla bulutun kavuşma

günü galiba…Tabii o tek başına bulutlara inat ışık saçan

 yıldızım kazanmazsa savaşı…

 

Neler düşünmedim ki…Ölüm geldi aklıma, sevdiklerim…

Beni sevdiğine inandıklarım…Zaten ölümüm gelince aklıma

 ağlayasım gelir hep,  kendi ölümüne yas tutan benim gibisi

var mıdır?..)) Şimdi bu  evlerde bir gün,  çok değil bir elli yıl

sonra başkaları ışık yakacaklar,  başka hayatlar, başka düşler,

 başka mutsuzluklar…Öyle bir döngü içindeyiz ki gerçekten

kısır,  gerçekten doğurgan, ne olduğunu bilemediğimiz bir

nefes almak  yolu bu…Gidenler, gelenler, gidip de dönmeyenler…

 

Olumsuzlukları yazıyorsun ,  diyor bir arkadaşım,  dostum,

  sırdaşım,  biraz da umut ver, umuttan söz et… Var mı umut,

 siz görüyorsanız bana da söz edin?..Gerçi koca gökyüzünde

 bir tek yıldız direniyorsa ışık saçmak için,  bütün kara bulutlara

 rağmen,  doğru, umuttan söz edilebilmeli…Belki o yıldızın tek

 amacı bu umudu verebilmekti,  kim  bilir?...

 

 

‘İşte yine bir can sıkıntısı  /   bana bir şiir yazdıracak’ demiş  ya

 şair, otururken gecenin sesiyle, bunu yazmalıyım, dedim…

Bozuldu gece,  kalktım,  içeri girdim balkondan, yine pc,

 yine word sayfası ….Bir de baktım, sıkıntı kalmamış…

Bazen  gerçeklerden kaçmak yerine, düşünmek bile

yetiyor insanı rahatlatmaya.Tavsiye ederim, gecede tek

 yıldız olsanız bile, bazen bir şans verin kendinize,

 balkona çıkın… Düşünün,   gecenin sesi  bölüp yok

 edecektir sıkıntınızı…Umudu   kendiniz yaratın, benden

 ve hiç kimseden beklemeyin..Başarabilirsiniz, bundan eminim..

 

Yıldızınız bol olsun, yağmurunuz da…

İkisi birden ne kadar olursa, hem yağmur, hem yıldız…))

İyisi mi,  kendi yağmurunuzda ıslanın,   kendi gecenize ışık saçın.

Tek yıldız olsanız da…

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
- Sonraki »

SeNsİz oLmUyOrRrR KaLpSiZ

Dokunulmamış Düşlerim Vardı Benim ...

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

    Bağlantılarım

    Designed by In Obscuro